top of page

Uzmanlık Alanları

Ruh sağlığı, bireyin yaşam kalitesini ve işlevselliğini doğrudan etkileyen temel bir sağlık alanıdır. Aşağıda yer alan başlıklar, muayenehanemizde değerlendirme ve tedavi hizmeti sunulan temel psikiyatrik alanları kapsamaktadır. Her başlık, bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup kesin tanı ve tedavi planı yalnızca klinik görüşme sonrasında oluşturulabilir.

Depresyon & Bipolar Bozukluk

Depresyon, süreğen bir üzüntü hâli, enerji kaybı, ilgi ve istekte belirgin azalma, uyku ve iştah düzensizlikleri ile kendini gösteren yaygın bir duygudurum bozukluğudur. Yalnızca duygusal bir çökkünlük olarak değil; dikkat, bellek ve karar verme gibi bilişsel işlevleri de etkileyen nöropsikiyatrik bir tablodur.

Bipolar bozukluk ise depresif dönemlerin yanı sıra manik ya da hipomanik dönemlerin de görüldüğü, duygudurum dalgalanmalarıyla seyreden bir klinik tablodur. Tanı süreci dikkatli bir öykü alma ve klinik gözlem gerektirir; çünkü bipolar bozukluk sıklıkla tek uçlu depresyon ile karışabilir.
Her iki durumda da bireysel değerlendirme, uygun farmakoterapi ve psikoterapi yaklaşımlarının bir arada planlanması tedavinin temelini oluşturur.

Anksiyete, Panik Atak & Sosyal Kaygı

Anksiyete bozuklukları, psikiyatride en sık karşılaşılan tanı gruplarından biridir. Yaygın anksiyete bozukluğu süreğen bir endişe hâli ile karakterizeyken, panik bozukluk ani ve yoğun korku nöbetleri şeklinde ortaya çıkar. Sosyal anksiyete bozukluğunda ise kişi, toplum önünde değerlendirilme ya da olumsuz yargılanma korkusu nedeniyle sosyal ortamlardan belirgin şekilde kaçınır.

Bu bozukluklar tedavi edilmediğinde iş, akademik ve sosyal yaşamda işlevselliği ciddi ölçüde kısıtlayabilir. Bilişsel davranışçı terapi, maruz bırakma teknikleri ve gerektiğinde ilaç tedavisi, kanıta dayalı tedavi seçenekleri arasında yer alır.

OKB, Takıntılar & Korkular

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), istemsiz ve tekrarlayan düşünceler (obsesyonlar) ile bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmaya yönelik tekrarlayan davranışların (kompulsiyonlar) bir arada bulunduğu bir psikiyatrik tablodur. Kontrol etme, temizlik, düzen ve simetri takıntıları sık görülen örüntüler arasındadır.

Bunun yanı sıra özgül fobiler ve yoğun, işlevselliği bozan korkular da bu başlık altında değerlendirilir. OKB tedavisinde bilişsel davranışçı terapi — özellikle maruz bırakma ve tepki önleme (ERP) tekniği — birinci basamak psikoterapi yaklaşımı olarak kabul görmektedir. Klinik tabloya göre farmakoterapi desteği de tedavi planına eklenebilir.

Travma ve Stres

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), bireyin doğrudan maruz kaldığı ya da tanık olduğu travmatik bir olay sonrasında gelişen, yeniden yaşantılama, kaçınma, duygusal donukluk ve aşırı uyarılmışlık belirtileriyle seyreden bir bozukluktur. Çocukluk çağı travmaları, kayıp deneyimleri, kaza ve şiddete maruz kalma gibi yaşantılar bu tablonun gelişiminde önemli risk faktörleri arasında yer alır.

Kronik stres ise tek başına bir tanı kategorisi olmamakla birlikte, anksiyete, depresyon ve uyku bozuklukları gibi pek çok psikiyatrik tabloya zemin hazırlayabilir. Tedavi sürecinde güvenli bir terapötik ilişki çerçevesinde travma odaklı psikoterapi yaklaşımları uygulanır.

Uyku Bozuklukları

Uyku bozuklukları; uykuya dalma güçlüğü, sık uyanma, erken uyanma ve dinlendirici olmayan uyku gibi belirtilerle kendini gösterir. Uyku kalitesindeki bozulma yalnızca gün içi yorgunlukla sınırlı kalmaz; dikkat, bellek, duygusal düzenleme ve bağışıklık sistemi üzerinde de olumsuz etkiler yaratır.

Uyku bozuklukları sıklıkla depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik tablolarla birlikte seyreder. Bu nedenle tedavi yaklaşımında yalnızca uyku semptomlarını değil, altta yatan psikiyatrik ve davranışsal etkenleri de kapsamlı biçimde değerlendirmek büyük önem taşır.

Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozuklukları, bireyin kendini algılama biçimi, kişilerarası ilişki örüntüleri, duygusal tepkiler ve dürtü kontrolü alanlarında uzun süreli ve köklü güçlüklerle karakterize edilen klinik tablolardır. Bu örüntüler genellikle erken yetişkinlik döneminde belirginleşir ve farklı yaşam alanlarında tekrarlayan sorunlara yol açar.

Borderline (sınırda) kişilik bozukluğu, narsisistik kişilik bozukluğu ve kaçıngan kişilik bozukluğu sık karşılaşılan alt türler arasındadır. Tedavi, uzun süreli ve yapılandırılmış psikoterapi süreçlerini gerektirir; gerekli durumlarda eşlik eden belirtilerin yönetimi için farmakoterapi desteği de sağlanabilir.

Öfke Kontrolü

Öfke, temel bir insan duygusu olmakla birlikte yoğunluğu, sıklığı ve ifade biçimi kişinin yaşam kalitesini ve ilişkilerini ciddi biçimde etkileyebilir. Kontrol edilemeyen öfke patlamaları, dürtüsel tepkiler ve süreğen irritabilite, altta yatan çeşitli psikiyatrik durumların bir göstergesi olabilir.

Öfke kontrolü çalışmalarında yalnızca davranışsal müdahale değil, öfkenin altındaki duygusal dinamiklerin — kırılganlık, hayal kırıklığı, değersizlik hissi gibi — anlaşılması ve işlenmesi hedeflenir. Bilişsel davranışçı teknikler ve duygu düzenleme stratejileri bu sürecin temel araçlarıdır.

Erişkin Dikkat Eksikliği

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), yaygın olarak çocukluk çağıyla ilişkilendirilse de vakaların önemli bir bölümünde belirtiler erişkinlikte de devam eder. Odaklanma güçlüğü, planlama ve organizasyon sorunları, erteleme davranışı, dürtüsellik ve duygusal tepkisellik, erişkin DEHB'nin sık karşılaşılan belirtileri arasındadır.

Erişkin DEHB tanısı, dikkatli bir klinik öykü alma süreci gerektirir; çünkü bu belirtiler anksiyete, depresyon veya uyku bozuklukları gibi diğer tablolarla örtüşebilir. Doğru tanı, kişinin akademik ve mesleki performansından kişilerarası ilişkilerine kadar pek çok alanda belirgin iyileşme sağlayabilir.

Çift Terapisi & Cinsel Terapi

Çift terapisi, ilişki içindeki iletişim sorunları, tekrarlayan çatışma örüntüleri, güven kırılmaları ve duygusal uzaklaşma gibi konularda profesyonel destek sunmayı amaçlayan yapılandırılmış bir terapi sürecidir. Süreçte her iki partnerin de duygu, düşünce ve beklentileri güvenli bir ortamda ele alınır.

Cinsel terapi ise cinsel işlev güçlükleri, istek farklılıkları ve cinsellikle ilgili kaygıların değerlendirildiği, hem bireysel hem de çift düzeyinde yürütülebilen bir tedavi alanıdır. Her iki terapi süreci de gizlilik ilkesi çerçevesinde, yargısız ve bilimsel bir yaklaşımla sürdürülür.

Yeme Bozuklukları

Yeme bozuklukları; anoreksia nervoza, bulimia nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi klinik tabloları kapsayan, beden algısı, kilo kontrolü ve yeme davranışı üzerinde yoğun bir uğraşla karakterize edilen psikiyatrik durumlardır. Bu bozukluklar yalnızca beslenme alışkanlıklarını değil, kişinin duygusal dünyasını, benlik algısını ve kişilerarası ilişkilerini de derinden etkiler.

Tedavi sürecinde altta yatan duygusal, bilişsel ve ilişkisel etkenler kapsamlı biçimde değerlendirilir. Psikiyatrik değerlendirme, bireysel psikoterapi ve gerektiğinde beslenme uzmanı ile koordineli çalışma, bütüncül bir tedavi planının temelini oluşturur.

Doğum Sonrası Depresyon

Doğum sonrası depresyon, doğumu takip eden haftalarda veya aylarda ortaya çıkabilen, süreğen çökkünlük, yoğun kaygı, yetersizlik düşünceleri ve bebeğe bağlanmada güçlükle seyreden bir duygudurum bozukluğudur. Hormonal değişimler, uyku yoksunluğu, sosyal destek ekseklikliği ve geçmişte yaşanmış ruhsal sorunlar bu tablonun gelişiminde önemli risk faktörleri arasında yer alır.

Doğum sonrası dönemde yaşanan ruhsal belirtilerin erken fark edilmesi hem annenin iyilik hâli hem de anne-bebek ilişkisinin sağlıklı kurulması açısından büyük önem taşır. Tedavi sürecinde güvenli ve destekleyici bir ortamda bireysel değerlendirme yapılarak kişiye özgü psikoterapi ve gerektiğinde farmakoterapi planlanır.

Somatoform Bozukluklar

Somatoform bozukluklar, tıbbi tetkiklerde yeterli bir organik neden saptanamamasına karşın kişinin yoğun ve tekrarlayan bedensel yakınmalar yaşadığı klinik tablolardır. Ağrı, yorgunluk, uyuşma, baş dönmesi ve sindirim sorunları gibi belirtiler, kişinin günlük işlevselliğini ciddi ölçüde kısıtlayabilir.

Bu bozuklukların temelinde stres, kaygı ve çözümlenmemiş duygusal çatışmaların bedene yansıması yer alabilir. Tedavi sürecinde kişinin yaşam öyküsü, belirtilerin ortaya çıkış koşulları ve eşlik eden psikiyatrik etkenler birlikte ele alınarak bütüncül bir psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisi planı oluşturulur.

bottom of page